Hayali Kardeşim

jb15Ay kalmamı istiyor

Yeterince uzun, bulutların beni uzaklara uçurması için

Sanırım zamanım geliyor, korkmuyorum, ölmekten

Solan sesim aşkı söylüyor

Ama o ağlıyor zamanın tıkırdamasına

Zamanın

Ateşin içinde bekle…

 

Diye başlar tek albümü Jeff Buckley’nin. Onun “Wait in the fire” (Ateşin içinde bekle) diyişini ruh haline göre farklı anlarsın. Bulmayı bekle, uçmayı bekle… Böyledir onun sesi, söyleyişi. Seni bulur neredeysen.

Aşk, bırak bu gece uyuyayım

Divanında

Ve kokusunu hatırlayayım

Ve kumaşını

Basit şehir kıyafetinin…

 

Sevmek ve sevilmek istemenin ifade edilme biçimlerinin insanın varoluşundan beri bin türlü çeşidi olmuştur, doğa gereği. Aşkın divanında kıvrılmaya razı olduğunu söylediğinde onun sesi, durumunun bu kadar açık bir biçimde ifade edilmesidir seni o sese bağlayan.

Hayali Kardeşim,

Dünyanın etrafına saçılan gözyaşlarınla

Beni çok yaşlı yapan gibi olma

Arkasında adını bırakan gibi olma

Çünkü seni bekliyorlar, benim kendiminkini beklediğim gibi

Ve hiç kimse asla gelmedi…

 

Tek çocuk olsan da, kardeşlerin içinde boğulsan da, etrafın insanlarla dolu olsa da, yalnızsın. Onun sesinin içini doldurması, seni söylüyor olmasından.

Yaşamım bittiğinde ve zamanım tükendiğinde

Dostlarım ve sevdiklerim, gideceğim şüphesiz

Ama bir şey kesin, zamanım geldiğinde

Bu yaşlı dünyayı memnun vaziyette terk edeceğim.

 

Bir Bob Marley şarkısıdır “Satisfied Mind”. Ama Jeff’in ağzından kendi cenazesinin ağıtıdır adeta. Mississippi’nin serinliğine daldığında kafasının rahat olduğunu ve huzurlu olduğunu düşünmek istiyorum. Ama sadece ölmüş olması bile, 10 yıldır onu her dinleyişimde, sesini her duyuşumda, telaşlanmama yetiyor. “Çabuk ol,” diyorum kendime. Daha yapacak çok şey var. Huzurlu ölme vakti değil. Onun sesi, istediğim yere saklanayım, istediğim mazereti bulayım, zekamı alt ediyor. Ertelememi erteliyor.

Mayıs 2007, kargamecmua

Reklamlar
Published in: on Ekim 29, 2009 at 9:01 pm  Yorum Yapın  
Tags: